ABDULKADİR AKPINAR Yüzyılın en önemli mimarlarından Abdülkadir Akpınar, insanvesanat.com için anlattı...
4.3.2015 09:30:00 -
SİNAN'IN İZİNDE BİR HAYAT İNŞAASI

Mimariye ilginiz ve mimariyle ilişkiniz ne zaman başladı?

 

Mimari ile ilgimiz 1966 yılında  Mühendislik Yüksek Okulu’na, (Yıldız Mühendislik Mimarlık akademisi) şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi’ne, kaydımızla  birlikte başlamıştır. Çünkü mühendislik ve mimarlık birbirini tamamlayan bir bütünün azalarıdır. Mühendislik; hendese, hesaptır, matematiktir. Maddenin mikro, kozmik ve nano  hesaplarıdır. Kâinatın düzen ve intizamı, ahenk ve insicamı...

Mimari ise yine matematiğin görsel, fiziki, şekilsel ifadesi olan geometrik düzenlemelerdir. 

Matematik ve geometri de bir bütünün uzuvlarıdır. Gerçek bir mimari, geometriden asla kopuk olamaz. Yani matematiksel özellikleri, gereklilikleri feda edilemez. Statik, dinamik hidrostatik,  aerodinamik, mukavemet vb. mühendislik şartlarını taşımayan bir mimari, boşta 

kalan uyumsuz bir hayal ürününden ibaret olur. Yani mimari de fiziki şeklin matematikle olan uyumu, insicamı ve ahengi, dengesidir. İşte, Dünya Mimarisi’nin ve gelişmemiş sömürülen ülkelerin mimari sorunları burada yatar.

 

 Sizi etkileyen ilk eser hangisiydi, en çok neden etkilendiniz?

 

Mühendisliğe başladığımız an mimari ile ilişkilerimiz de  başlamıştır. 1971’te mezuniyetle birlikte serbest çalışmaya başladığımız Osmaniye’ de mühendisliği, mimari çalışmalarla birlikte yürüttük. Elbette ihtisaslaşma noktasında mimari, matematiğe temelde bağlı olmakla birlikte, geometrinin sonsuz versiyonlarına ulaşabilmekle hayal, beceri kabiliyet, zevk ve estetik  duygularının konsorsiyumu ile oluşmalıdır. Ebette ki mühendislik ve mimari eğitimleri farklılıklar arzeder. Kişisel özellikler yönüyle de farklı kabiliyetlere ihtiyaç vardır. Sinan gibi bir  ‘DEHA’ olursanız mühendislik ve mimarlığı birlikte yürütürsünüz. 

Bizi etkileyen eserleri sorarsınız… Bütün ecdad eserlerinin her birinde, ayrı ayrı hikmetler, güzellikler, marifetler vardır. Elbette ki  ''Ser mimarâni Osmanî Devleti Âli” Yüce Osmanlı devletinin baş mimarı Sinan’ın eserleri cihan mimarisinin tacıdır. Matematik ve geometrinin mühendislik ve mimarinin en üst seviyede  olgunlaştığı ve bütünleştiğinin  tezahürü Sinan Mimarisi’dir.

 

En çok etkilendiğiniz mimar kim ve neden?

 

En çok  etkilendiğimiz  mimar elbette ki  Ser Mimaran, mimarların başı  Mimar Sinan’ dır. O bir cihan mimarıdır. Bir mühendis, bir jeolog, bir fizikçidir. Bütün mimarisi matematik, geometri temellidir. Genel planlama, boy kesitler, en kesitler, cepheler, kubbeler, örtü sistemleri ve tüm mimari  öğeler, elemanlar tam bir uyum, ölçü, ahenk ve insicam içerisindedir. Mikro kozmik, geometrik  şifreler mermere, ahşaba, taşa, alçıya, işlenmiştir. 

Kubbede, tavanlarda, beden duvarlarında, sütun kaide ve başlıklarında, köşe geçişleri Mukarnas' Stelaktit lerde, kemerlerde, aynalarda, pencere ve korkuluk şebekelerinde… 

Bütün mimari elemanlarda, geometrik düzenlemeler Türk İslam Mimarisi’nin bilimsel, ilmi bir mimari olduğunun belgeleridir. Sistem ve Devlet farkında olmasa da… Söylenecek söz çok ama susalım...

İstanbul’da, Anadolu’da, Selçuklu, Osmanlı, Anadolu Beylikleri’ne ait tarihi eserler hem bir kültür ve medeniyetin hem de milletimizin, ecdadın  eserleri olarak ilgi ve dikkatlerin ötesinde  gönlümüzü, yüreğimizi  çekti. Anadolu’da yaşayan yüzlerce kavimlerin, halkların, devletlerin eserleri de elbette ki dikkatlerden kaçmaz. Ancak şunu gördük ki; ecdadın eserleri hep matematik, geometri yani bilimle iç içeydi. Bir araştırmanın, maddenin, bilimin sırlarını 

keşfetmenin gayret ve işaretlerini gördük ecdad mimarisinde. Şunu da ifade edelim ki ecdad mimarisinin bilimle, matematik ve geometri, astronomi, fizikle olan ilişkileri noktasında üniversitelerimiz akademilerimiz araştırmacı prof  ve öğretim üyelerimiz maalesef hiç bir çalışma yapmamışlardır. Bir elin parmakları kadar çok az sayıdaki medeniyet tarihine bağlı  

ışık insanlarımızın, az sayıdaki çalışmaları haricinde devletin özel bir hedefi oluşmamıştır. 

Elbette ki siyasi yönetimlerin, geçmiş tarihimize ve ecdada bağlılık noktasında zafiyetler ve dışa bağımlılık sergilemelerinin de bunda etkisi büyüktür. Ancak görürüz ki;  NASA, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yüzlerce üniversitelerdeki araştırmacılar ecdadın eserlerindeki matematik, geometrik sırları çözebilmenin peşindeler. ABD’deki her üniversite, toplamda üç beş site olmasına karşılık binlerce site oluşturarak yüzlerce araştırmacı aracılığı ile Türk İslam Mimarisi  ve Medeniyet Kültür eserlerini araştırmanın  peşindeler. Türkiye’de ise araştırma oranı sıfırın altında eksi 45!... Heyhat!...

 

Restore ettiğiniz ya da yaptığınız eserlerle ilgili ilk olarak neyi göz önünde tutuyorsunuz?

 

Restorasyonunu yaptığımız eserlerde ilk planda neyi göz önünde tutarız? Eserin tarihi ve tipolojik, teknik malzeme  özelliklerinin tespiti  bilimsel laboratuar araştırma ve incelemeleri fevkalade önemlidir. Bunlar tespit edilmeden har gür başlatılan bir çalışma esere, tarihe ihanettir. Bu bilinç Türkiye’mizde ne yazık ki yeterince gelişmemiş. Tarihi Kültür eserleri siyasi  menfaat şebekelerince ilgisiz celep, kasap, boyacı gibi müteahhitlere peşkeş çekilmiştir. Geçmiş tarih bunun örnekleriyle dopdoludur.

 

 Her esere bambaşka bir gözle bakıyorsunuz. Bilmediğimiz sırları ve gizemleri çözüyorsunuz. Bu konuyla ilgili en ilginç bulduğunuz hikaye hangisidir?

 

Her medeniyet eseri nice gizemler nice hikayelerle dopdoludur. Ancak biz, işin sosyal hikayeleri ile değil ilmî, bilimsel özelliklerini görmemiz, bulmamız gerekir diye düşünürüz. Bir Şehzade Mehmet Camii avlusunda veya bir Sultan Ahmet, Bir Süleymaniye, bir Selimiye, Bir Rüstem Paşa, bir Yavuz Sultan Selim ve daha yüzlercesinde ''Öküzün Trene Bakar gibi” bakıp geçtiğimiz o  muhteşem geometri oymalarını, kakmalarını, yüzlerce versiyon farklılıklarını hiç merak ettik mi acaba? Neden, niçin, nasıl? Aklımıza bile gelmemiştir! NASA araştırıyor. ABD bilim adamları, araştırmacılar araştırıyor... Tarihine, medeniyet ve inanç değerlerine, milletine düşman olmuş bir bürokrasi, siyaset ve öğretim elemanlarından ne beklenebilirdi? Sistem değişiyor. Gelecek inşa Allah daha güzel olur umudundayız.

 

Evet, bu geometrik çizimlerin yer küresinin enerji deposu olan kristal kuvarsitlerin  geometrisi olduğunu NASA  bilim adamları açıklıyor. Sanki bilgisayarlarda çizilmişçesine hatasız, noksansız, kusursuz... Hard disk, flaş disk, cd, dvd… Bilgisayarların temel ana 

maddesinin kristal kuvarsitleri olduğunu bilir misiniz dostlar! İşte size bir hikaye. Araştırın. Dalga boyutlarına ulaşabilirseniz yer küresini sallayın dostlar… Deriz ki; yeryüzünde matematik ve geometri ile bu kadar haşır neşir olan başka bir mimari yoktur dostlar… Beş yüz yıl, bin yıl önceki ecdadın bugünkü torunlarından çok daha bilgili, çalışkan, üretken, dik duran medeniyet kuran bir millet olduğunu söylesek hata mı olur? Yazdıkça yüreğimiz yanar. Alevler sönmesin ancak yüreklerimiz de kavrulmasın dostlar...

 

 Mimari dışında hangi sanat dalı sizin için önemli ya da ilgi alanınıza giren hangisidir?

 

Mimari dışında ilgimizi çeken ‘San'ât’ı sorarsınız;  El Bedii, El Mamur, imar eden güzel olan her şey bir sanattır. Gönüllere, kalbe güzellik katan insanları insan olmaya yönlendiren ışık olan her güzellik sanattır. Ancak karakter çizgisi tek, düşey olan insanoğlu, + sonsuz ile  -sonsuz arasında gidip gelirken onun şizofrenik hayalleri, duyguları, arzu ve kaprisleri de sanat olarak görüle bilir.

Kainat, yaratılış, varlık, İlahi ‘San'ât’ın bir tezahürü değil midir? Yaratılan her şeyin muhteşem, benzersiz, taklid edilemez bir San'ât olduğunu görmez miyiz dostlar!... İşte İlahî ‘san’ât’tan ders alarak sanatla iç içe olabiliriz, diye tefekkür ederiz.

 

 Modern insan ile mimari ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz. Modern insan nedeniyi eserler veremiyor?

 

Modern insan- mimari ilişkisi... Modern insan; materyalist, makyavelist, ateist, putperest, kapitalist, hristiyan vb. olabilir. Görürüz ki maddecilik ve egoizm  insanlığın şeytanıdır. 

İnsanlığın birliğini, huzurunu, barışı, adaleti, hakça paylaşımı, insanca yaşamı düşünmeyen  bir şeytanî inanç insanlığı kuşatmıştır. Günah kimde? Evet, düşünürüz ki insanlığın sorumluluğunu ifade eden İslam; yüreklere, kalplere, akıl, mantık ve ilimle inmedikçe insanlık huzuru, barışı bulamayacaktır. Şovmenlikten ilme ve gerçek mesaja müjdeye kalpler yönelmedikçe kölelikler devam edecektir.

 Müslüman ve Hristiyanlar için çok önemli bir eser olan Ayasofya İstanbul’da bulunuyor. Ayasofya için ne düşünüyorsunuz?

 

Ayasofya  için ne düşünürüz? Sorulur. Ayasofya, tarih ve inanç açısından bir bakışla söylenebilir ki bir İslam eseridir. 300 yıllık zalim Roma İmparatorluğu’nun İsevîler üzerindeki zulmünün son bulması, yıkılışı ve yerine  Hrıstiyan yeni Doğu Roma’nın (Bizans, 325 ) kurulmasıyla ilk imparator  Konstantios,  samimi duygularla (hrıstiyanlığın  değiştirilmiş ve çürütülmüş olmasına rağmen) ilk harcı koymuş temelini atmıştır. Roma’nın putperestliğine karşı Tevhid, Allah’ın birliği tekliği inancıyla  kurulan bu yapı, bu nedenle o günkü din, yani hak din olarak, bir İslam tevhid  eseridir dersek yanlış mı olur dostlar!...

Konu, geniş kapsamlı tartışılabilir.  Ayasofya,  Fatih Sultan Mehmet Han’ın  tecellisi ile de tam tevhidin eseri olmuştur. İngiliz ve  Avrupalı hrıstiyanların baskı ve istekleri doğrultusunda müzeye çevrilse de Müslümanların gerçek İslam’a kavuşmaları ile tarih yeniden tecelli edecektir.

 

 İnsan ve sanat ilişkisini bizim için değerlendirir misiniz?

 

İnsan ve sanat... İnsan, başlı başına benzersiz, en güzel surette bir sanat eseri olarak yaratılmıştır. Bu yüzden insan,  sanat olduğunun farkına vardığı an sanat üretmeye başlayacaktır. Tefekkürü, kalbini, aklını, bilgiyi, kainatı okumaya başladığı an sanat başlamış demektir. Okumak nedir dostlar!... İki harfi okumak mı yoksa ilahi sanatı görüp duyup anlayıp kâinatı okumak mı? Sanat tüm hayattır. Sanat, varlığın kendisidir. Sanat, ilahi  sanata râm olabilmektir.

İlahi Sanat deryasında buluşabilmek  dileklerimizle... Türkistan, Ata yurtlarından selam olsun gönül dostlarımıza…

 

Abdülkadir Akpınar Röportajı: Mustafa Göksu

  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

    Yorum Bulunamadı...
    İlk yorum yapan siz olun.

    © 2015 insanvesanat.com Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.   İletişim  |   Künye  |   Reklam  |   Hukuki Şartlar  |   Gizlilik  |   Yardım

    Oscar Medya