OSMANLI HATTATLARI Şehirlere, duvarlara, mabedlere, levhalara iz bırakmış Osmanlı Hattatları...
28.6.2016 01:00:00 -
OSMANLI HATTATLARI

Günümüzde halen sanat mı yoksa zanaat mı olduğu tartışılan bir alandır hat. Fakat bu mesleği büyük bir onurla taşımayı başarmış, lafızları para karşılığı satmamış çok sayıda değerli isim bıraktığı izlerle yaşadığımız şehirleri süslemeye devam ediyor. insanvesanat.com olarak birbirinden değerli Osmanlı hattatlarını sizler için derledik. Şehirlere, duvarlara, mabedlere, levhalara iz bırakmış Osmanlı Hattatları...

Abdullah Vassaf Efendi

1662'de Akhisar'da doğdu ve 1761'de İstanbul'da vefat etti.   Türkçe, Arapça, Farsça şiirler yazmıştır. Talik yazıda Siyahi Ahmet Efendi'den ders almış usta bir hattattı. Şiirlerinde Abdi ve Vassaf mahlaslarını kullanmıştır. Divançe'sinden başka Hayal-i Behçet-abad adlı manzum eseri dinî konularda öğüt veren 1500 beyitlik bir eserdir. Kelam ilimine dair Zemzeme adlı bir eseri, çeşitli dinî risaleleri, tercümeleri ve edebî nazireleri vardır. Fetvaları Fetava-yı Vassaf adı altında toplanmıştır.

Büyük Hafız Osman Efendi

Hâfız Osman 1642 yılında İstanbul'da doğdu ve yine 1698'de İstanbul'da vefat etti. Büyük Hâfız Osman Efendi, Hilyeleri ile tanınan Osmanlı hattatı derviş ve İslam hat sanatcısıdır. II. Ahmet, II. Mustafa ve III. Ahmet sultanlara hocalık yaptı. Sultan II. Mustafa'nın hattatın mürekkebini tuttuğu bile söylendi. Hâfız Osman Hilye-i Şerifi oluşturmakla bilinir. Uzun zamandır yaygın olan yazıları resmi bir tasarım halinde toparlayarak, bu sanatın standartını oluşturdu. Hilyeler duvar dekorasyonu veya yüzey süsü olarak, diğer dinlerin geleneğindeki figür resimleri fonksiyonunu görür oldu. Somut ve cazip sanatıyla Peygamberin görünümünü tasvir edip, İslam dini kurallarına uyarak Peygamberin figuratif resmini çizmeyerek, görünümünü izleyicinin hayaline bıraktı.

Ayrıca Hâfız Osman, Şeyh Hamdullah'ın geleneğini canlandırmakla bilinir. Özellikle birkaç kullanılmazlığa düşen tarzları tekrar ortaya çıkarmıştır. Günümüze kadar yetişen çalışmalarından Topkapı Müzesi Kütüphanesindeki Kuran-ı Kerim nüshaları ve Nasser D. Khalili koleksiyonudur. Zamanında en çok talep gören Kuran-ı Kerim nüshaları onun yazdıkları olmuştur.

Kayışzade Hafız Osman

Kısaca Kayışzade lakabıyla tanınan Kayışzade el-Hac Hafız Osman Nuri, aslen Burdurlu'dur. Kazasker Mustafa İzzet Efendi'den sülüs ve nesih yazılarını öğrenip icazet aldı, onun vefatından sonra da talebesi Muhsinzade Abdullah Hamdi Bey'in derslerine devam etti. Devrinin büyük hattatları arasına giren Kayışzade hayatını mushaf yazmakla geçirdi. Nitekim 107. mushafını yazdığı bir dönemde, İstanbul'da vefat etti ve Merkezefendi Kabristanı'na defnedildi.

Kayışzade mushaf yazmada ve nesih hattının güzelleşmesinde hüner gösterdi. Özellikle XIX. yüzyılın sonlarından günümüze kadar defalarca basılarak dünyaya yayılan ayet-berkenar tertibiyle yazdığı mushaflar, bu ekolün diğer hattatı Hasan Rıza Efendi'nin aynı tertipteki mushafıyla birlikte büyük şöhret kazandı. Kayışzade'nin yazdığı bu mushaf, hem ezberleme konusunda hafızlara kolaylık getirmesi, hem yazısının açık ve okunaklı olması sebebiyle diğer mushaflara tercih edilmiş ve halk arasında yayılmıştır.

Kazasker Mustafa İzzet Efendi

19. yy'da Osmanlı Devleti'nin bilim, sanat ve siyaset dünyasının önemli bir ismidir. Hat sanatının en büyük temsilcilerinden birisi olan Mustafa İzzet Efendi, Ayasofya'da asılı büyük levhaların hattatı. Başta İstanbul olmak üzere Bursa ve Kahire'de pek çok binanın yazı ve kitabeleri ona ait. Devlet hizmetinde kazaskerlik, baş ulemalık gibi önemli görevlerde bulunmuş bir devlet adamı olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Sultan Abdülmecit'in şehzadelerine hat hocalığı yaptı. Çok iyi bir neyzen olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi, II. Mahmut'un huzurundaki fasıllara katılmış bir müzisyen ve Türk müziğinde kullanıan "Tarz-ı Cedid" makamını bulan kişi. Pek çok şarkısının aynı sıra tarz-ı cedid makamında yazdığı bir peşrev ve semaisi var. Kastamonulu Kazasker 1801'de dünyaya geldi, 1876'da İstanbul'da vefat etti.

Mehmed Şevki Efendi 

1829'da Kastamonu'da dünyaya gelen Mehmet Şevki Efendi 1887'de İstanbul'da vefat etti. Yazı sanatına "Şevki Mektebi" adlı üslûbu kazandırdı ve sülüs-nesihhat meşkleriyle bilinmektedir. Şevki Efedi henüz çocukken ailesi tarafından İstanbul'a gönderildi. Tahsilinin yanı sıra dayısı Mehmed Hulusi Efendi'den sülüs-nesih ve rıkahatlarında oniki yaşında icazet aldı. Dayısının arzusunu kabul etmeyip ünlü Mustafa İzzet Efendi'ye gitmedi ve dayısıyla kaldı. Hafız Osman, Yedikuleli Abdullah ve Mustafa Rakım gibi hattatların eserlerinden ilham alarak şahsî üslûbunu buldu. Kendisinin "Yazıyı bana rüya âleminde tâlim ettiler" dediği rivayet edilir. Yirmibeş Mushaf, birçok Delâil, evrâd, kıt'a,murakkaa ve hilye yazdı.

Mehmet İlmi Efendi

1839'da İstanbul'da dünyaya geldi. Babası, kuşaklar boyu Trabzon'da pek çok yerli hattat yetiştirmiş bir ailenin mensubu hattat Ali Şükrü Efendidir.

Mehmed İlmî Efendi, İstanbul'da Hocapaşa Sıbyan Mektebi'ni bitirdikten sonra Bayezid Camii'nde verilen Arapça ve Farsça derslerine devam etti. Bu sırada babasından sülüs venesih yazılarını meşk etti. Babasıyla beraber hacca gitti ve dönüşte Mısır'da iki yıl kalarak dinî ilimlerdeki bilgisini geliştirdi.

İstanbul'a dönünce Sadrazam Âlî Paşa'nın oğullarının yazı hocası, ardından paşanın konaktaki kütüphanesinin hâfız-ı kütübü oldu; konağın geçirdiği yangın sırasında kütüphanedeki en kıymetli yazma eserleri kurtarmayı başardı.

Kazasker Mustafa İzzet Efendi'den tekrar sülüs ve nesih yazılarını meşk ederek döneminin önde gelen hattatları arasında yer aldı. 1898'den sonra Üsküdar'da Çiçekçi'ye yerleşti. Üsküdar'ın fikir, sanat ve edebiyat mahfili olan Çiçekçi Kahvehanesi'ndeki toplantılara ilerlemiş yaşına rağmen katıldığı bilinmektedir. 17 Ocak 1924'te hayatını kaybetti ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi. Mezar Kitabesi, kendisinden yirmi iki yıl sonra vefat eden oğlu İsmail Hakkı Aitunbezer'inkiyle beraber Necmeddin Okyay tarafından 1957'de celî ta'lik hatla yazılmıştır.

Muhsînzade Abdullah Hamdi Efendi

Beşiktaş'taki Kapı Ağası Mektebi'nde öğrenim gördü. Hafız Mehmet Efendi'de sülüs ve nesih öğrendikten sonra Kazasker Mustafa İzzet Efendi'ye çırak oldu. Ölümüne kadar onun yanından ayrılmadı. Memur yetiştirmek için kurulan "Menşe-i Küttab-ı Asker-i" adlı okula hat hocalığı yaptı. Bu sırada padişah II. Abdülhamit tarafından kendisine "Reis-ül Hattatin" (Hattatların Reisi) ünvanı verildi. Fatih'teki Hacıköçek Camii'nin dışkapısı ve cami yanındaki çeşmenin üstünde bulunan manzum kitabe ile hocası Kazasker'in Tophane'de Kadîrîhâne haziresinde bulunan mezar taşı yazısı Muhsînzade Abdullah'a ait. Topkapı Sarayı Müzesi'nde de bir levhası mevcut

Mustafa Rakım Efendi

Türk İslam yazı sanatında büyük önemi olan bir sanatçısıdır. "Hat sanatının inkılapçısı" olarak anılan Hattat Rakım'ın getirdiği yeniliklerden sonra, Türk hat sanatı tarihi "Rakım öncesi" ve "sonrası" olarak ikiye ayrılacak incelenir olmuştur. Celî sülüs hattı ve padişah tuğralarında, o güne kadar yapılamayanları gerçekleştirmiş; harf kalınlığı ile kalem kalınlığı arasındaki ideal ölçüyü bulmuş; padişah tuğralarına da hat ve şekil yönünden ideal güzelliğini vermiştir. Türk Hat Sanatında bir inkılap gerçekleştirmiş kabul edilen sanatçı, Türk resim sanatında ise batılı anlamda resim yapan ilk büyük ressam kabul edilir. Mustafa Rakım Efendi'nin yaptığı kuş resmi, Türk resim sanatının ilk realist resmi olarak kabul edilir.

Hattat Mehmed Şefik Bey

Trabzonlu Laz Ömer Efendi'nin öğrencilerinden Ali Vasfi Efendi'den sülüs ve nesih yazılarını öğrendi. Onun ölümünen sonra Kazasker Mustafa İzzet Efendi ile çalışmaya devam etti. Teyzesinin eşi olan hocası ünlü hattat Kazasker'ün en sevdiği öğrencisi oldu. Ta'lik yazıyı Ali Haydar Bey'den öğrendi. 1845'de Muzika-ı Humayûn ve saray yazı hocalığına getirildi. 34 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevden emekli oldu.

1855'te Bursa'da meydana gelen depremde harap olan Bursa Ulu Camii'nin duvarlarındaki yazıları Abdülfettah Efendi ile beraber tamir etti ve bazı levhalar yazdı. Ayasofya'daki mihrap içinde hakkedilmiş ayet-i kerime, Kudüs'te Kubbetü's Sahra'nın çini üzerine nakşolunmuş Yasin Sûresi, Sultan Abdülmecid Türbesi'nin kuşak yazıları, İstanbul Üniversitesi'nin Bayezid'deki merkez binası üzerindeki yeşil zeminli celi sülüs mermer kitabesi onun yazılarıdır. İki Mushaf, sekiz Delailü'l Hayrat, birçok murakka ve levha bırakmıştır. Hasan Rıza ve Çırçırlı Ali Efendi'ler yetiştirdiği öğrencileri arasında. 1880 yılında hayatını kaybeden Şefik Bey'in mezarı Beşiktaş'taki Yahya Efendi Dergâhı'nın haziresindedir.

Şeyh Hamdullah

İslam yazı sanatını zirveye taşıyan hattat olarak tanımlanan Şeyh Hamdullah doksanı aşan yaşı ile hayata veda ettiği zaman, geride 30 Mushâf-ı Şerif, 50 En'am-ı Şerif ve cüz, 121 murakka ve kıt'a 8 ilmi eser, 6 dua mecmuası bırakmıştır. İlim ve sanat dünyamıza bilhassa altı nevi yazıda eserler vermiştir. 47 adet Mushaf-ı Şerif, Meşarik ve Mesahib-i Şerif, bine ulaşan Enam, Kehf, Nebe sureleri, tomar kıt'a ve murakka yazmıştır. Mimaride tezyini bir unsur olan celi yazılarla pek az meşgul olmakla beraber bilinen celi yazıları İstanbul'un Firûz Ağa Camii, Davut Paşa Camii, Bayezid Camii kitabeleri ile Edirne Bayezid Camii kitabeleri onun eseridir. Ayrıca geç 15. yüzyılda Şeyh Hamdullah tarafından Kur'an kopyalanmıştır.

Mustafa Göksu

insanvesanat.com

  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

    Yorum Bulunamadı...
    İlk yorum yapan siz olun.

    © 2015 insanvesanat.com Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.   İletişim  |   Künye  |   Reklam  |   Hukuki Şartlar  |   Gizlilik  |   Yardım

    Oscar Medya